ONLINE TAKSİT SORGULAMA

İNSAN GİBİ, BİNALARIN SURETİNE DE SİRETİ YANSIR

23 Aralık 2016

Mimar Celaleddin Çelik, Ev ve Şehir Seminerlerinde, insan siretinin; hal ve karakterinin suretine yansıdığını, binaların ve mekânların da aynı yansımayı taşıdığını söyledi

TOKİ Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenen Ev ve Şehir Seminerleri’nin 13’üncüsü TOKİ İstanbul Halkalı binasında gerçekleştirildi. Mimar Celaleddin Çelik “Siret ve Suret Bağlamında Öz ve Biçem” konulu seminerinde, insan siretinin suretine yansıdığı gibi yapı ve mekânların suretlerinde de aynı yansımanın olduğuna işaret etti.  
 
Çelik, mimari tasarımda kullanılan kavramların büyük çoğunluğunun bizzat insani kavramlar olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hakikaten bizim kendimizi, şahsı, zatı, insanı tariflerken kullandığımız birçok kelime aynen mimaride de karşılık buluyor. Aslında mimarlık maddi dünyada ortaya koyduğumuz formlar, malzemeler, mekân düzenlemesi ama bunun da arkasında bir öz var. İşte o biçemin arkasındaki öz.
 
“Öz ve biçem ilişkisi yapılar için de geçerli”

Bu aynen insanlar için kullandığımız siret ile suret ilişkisine benziyor. Çünkü insanın da sureti, siretinden bir şeyler yansıtıyor. Siretin surete yansıttığı şeyleri tanımlamaya çalışıyoruz. Aynı şekilde binaların, mekânların, yapıların da, suretlerin de, siretlerinden yansıyan bir şey var. Öz ve biçem diye bizim mimarca yaptığımız şey aslında bu.”

Fransız mimar Lucien Lagrange’ın “Mimarlık ürünü mekân, mimarın o tasarımı yaparken takındığı tavırların, tutumların bir yansımasıdır” sözlerini hatırlatan Çelik, “Yani biz aslında bazı tutumlar, tavırlar takınıyoruz ve onların yansıması olan mekânları üretiyoruz. Bu tavırların, tutumların ne olduğu, bize özgü, bizim olan tavırlar olup olmaması önem kazanıyor. Mimarlıkta kültür, kimlik konularını konuşurken işaret ettiğimiz şey bu” diye konuştu.
 
Adalet ve Saygı Vurgusu
 
Celaleddin Çelik, adalet ve saygı kavramlarının insan yaşamının temelinde yer alan ve geniş yorumlanabilen nitelikleri bulunduğunu belirterek, buna dair örnekler verdi: “İnsana özgü kavramlar adalet ve saygı. Adalet kelimesini nasıl algılıyoruz? Adalet kelimesi Arapça adl kökünden geliyor. Bir örnek vermek gerekirse Hz. Mevlana’nın örneği şu; ‘Her şeyi yerli yerine koymaktır’ diyor adalet için. ‘Bir şeyi olması gerektiği yerden başka yere koyarsanız zulüm oluşur’ diyor Hz. Mevlana, ‘Doğru yerine koyarsak adalet oluşur’ diyor. ‘Meyve ağacına su vermek adalettir ama dikene su vermek zulümdür, çünkü insanların yolunu kapatır’ gibi bir örnek veriyor mesela. Bunun yanına hemen saygı geliyor.”
 
Bu yaklaşımın mimarlık için de geçerli olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti: “Şimdi aynı şeyi, mimarlıkta düşündüğümüz zaman bir şeyi yerli yerine koyuyor muyum, olması gereken yerde mi, ona adil davranabiliyor muyum, yoksa ona zulüm mü ediyorum, diye düşündürüyor bizi açıkçası. Bir örnek vermek gerekirse, bugün ahşap gibi görünen seramikler üretiyoruz. Ahşap sıcaklığı olsun istiyoruz ama temizlensin istiyoruz, deterjanla silebilelim istiyoruz… Etrafa baktığımız zaman hangi malzeme bana nasıl davranıyor? Ben ona nasıl davranıyorum? Beni kandırmaya mı çalışıyor yoksa şahsiyetimi zedeleyen şeyler olabilir mi?”

Çelik, adalet ve saygı kavramlarının yanı sıra tavır kavramının da altını çizdiği seminerinde, alınacak tavrın, eylemin çevresi ile irtibatının dikkate alınması gerektiğini sözlerine ekledi.