İstanbul'un Ressamı Hoca Ali Rıza Bey Vefatının 88. yıl dönümünde anıldı

2 Nisan 2018

Sultan II. Abdülhamid tarafından Nişan-ı Mecidî ile ödüllendirilen, 5 bine yakın eseriyle Türk resim sanatının en özel ve üretken ressamlarından Hoca Ali Rıza Efendi, vefatının 88. yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve ressamın eserlerinin sergilendiği programda anıldı.
 
Türk resim sanatının “Hoca”sı olarak bilinen ve binlerce eseriyle İstanbul’u tasvir eden Hoca Ali Rıza Bey, vefatının 88. Yılında, TOKİ himayesinde düzenlenen etkinlik kapsamında kabri başında anıldı. Üsküdar’da doğan ve 20 Mart 1930 yılında ebediyete intikal eden Ressam Hoca Ali Rıza Bey’in Karacaahmet’te yer alan kabristanındaki ziyarete, sanat ve akademi dünyasından isimler katıldı.
Mezarlık ziyaretinin ardından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi’ndeki programın açılış konuşmasını yapan Toplu Konut İdaresi Başkanı M. Ergün Turan; “Hoca Ali Rıza Bey, ülkemizin gurur duyduğu ve her zaman duyacağı, gelecek nesillerimize de örnek gösterebileceğimiz en önemli ressamlardan biridir” dedi. Ressamın sanatsal hayatına da değinen Ergün Turan; “Hoca Ali Rıza Bey’in özellikle İstanbul’un mahallelerini, ahşap evlerini, semt yaşantılarını, sokaklarını, kahvehanelerini, orman ve deniz kıyılarını olağanüstü bir canlılıkla yaşatması beni derinden etkilemiştir. Ayrıca bu doğal ve tarihi güzellikleri resmederek onlara birer belge niteliği kazandırıp, resimler vasıtası ile ölümsüzleştirmesini de çok değerli ve anlamlı buluyorum. Onun için hepimizin, tüm İstanbulluların ve İstanbul sevenlerin bu ve benzeri sanatçılarımıza karşı vazifeleri olduğunu düşünüyorum” dedi.
Hoca Ali Rıza Bey’in eserlerinden oluşan iki ciltlik külliyatın hayata geçirilmesinin çok önemli bir adım olduğunu belirten Turan; “Bu iki ciltlik külliyat, Ali Rıza Bey’den geriye kalan eşsiz mirastan bini aşkın eserle vücut bulmuş durumdadır. Bildiğiniz gibi Hoca Ali Rıza Bey’in ardında bıraktığı kroki, desen ve renkli çalışmaları dahil beş binin üzerinde eseri vardır.
Vefatının 88. yılında gerçekleşmesine vesile olduğumuz bu eserlerin bir kısmı ile onu rahmetle yâd etmenin yanı sıra, mekân ve medeniyet mefhumları arasındaki kusursuz ilişkinin hafızamızda tazelenmesine de vesile olacağına inanıyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
 
Konuşmaların sonrasında panelistler Cem Ener, Ömer Faruk Şerifoğlu ve İsmail Kara “resim sanatı”, “İstanbul” ve “Hoca Ali Rıza Bey” temalı bir panel gerçekleştirdi. Hoca Ali Rıza Bey’in sanatı ve kişiliğine dair farklı bakış açılarının da işlendiği panele ilgi oldukça yoğundu.
 
Programının ardından TOKİ Başkanı M. Ergün Turan, panelistlere plaket sunarken, davetliler kültür merkezinde sergilenen ve ressamın en özel koleksiyonlarından seçilen eserleri görme fırsatı buldu. TOKİ öncülüğündeki proje kapsamında 2 cilt haline getirilen ve ressamın 1000’i aşkın eserinin yer aldığı kitap da sergi alanında davetliler tarafından ilgi gördü.
 
 
Hoca Ali Rıza Bey kimdir?
1858 yılında Üsküdar'da doğduğu için sanat tarihimize Üsküdar'lı Hoca Ali Rıza adıyla geçmiştir. Süvari binbaşısı Mehmet Rüştü Bey'in oğludur. Rüştiyedeki öğrenciliği sırasında resim derslerindeki yeteneği ile dikkat çeken Hoca Ali Rıza, resim derslerini Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid Bey ve Kez'den almıştır. 1884'te teğmen olarak Harbiye'yi bitiren genç ressam, bu yüksek okula resim öğretmeni olarak girmiştir.
Onun bu dönem resimlerinde ve daha sonraki yıllarda, doğup büyüdüğü Üsküdar ve Karacaahmet'in sessiz köşelerini, kıyı kahvelerini ve güneşli kayalıklarını tercih ettiği görülür. Tek başına bir "okul" etkinliğiyle çok sayıda öğrenci yetiştiren Hoca Ali Rıza, resim derslerinde kullanmak üzere desen albümleri hazırladı. İkinci Meşrutiyet'ten sonra kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nde başkanlık yaptı. Yurtdışına çıkmamış ressamlarımızdandır. Harbiye'de çalışırken bir ara İtalya'ya resim öğrenimi için gönderilmesine karar verildiği halde, Napoli'deki bir kolera salgını buna engel olmuştur.
Berlin üniversitelerinin kendisi ile ilişkiler kurmak için çabaladığı bu ünlü sanatçımız kurşunkalem çalışmalarında kurallar kurmuş bir üstattır. Bugün Hoca, Türk Resim Sanat Tarihi'nde eşine rastlanmayan bir değer olarak kabul ediliyor. Aşık olduğu tabiatın içine girip resimler yaparak ömrünü tamamlamıştır. Her sabah şafakla birlikte kalkar, Üsküdar'ın ve Boğaz'ın zenginliklerle dolu tepelerine tırmanır bir kaya parçasından, bir yelkenliden, bir fıstık ağacı siluetinden, bir İstanbul ahşap evinden bin bir renk manzumesi ile şaheserler yaratırdı. Hoca için realizmin en zengin temsilcisi diyebiliriz. Hoca yaşadığı çağın üstünde bir sanat anlayışına sahipti. 1930 yılında ölen Hoca Ali Rıza'nın mezarı Üsküdar Karacaahmet'tedir.