M. Ergün TURAN “insan, şehir ve medeniyet” konulu oturuma konuşmacı olarak katıldı

27 Şubat 2017

Medeniyetler İttifakı Türkiye Eşgüdüm Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Uluslararası Medeniyet Araştırmaları Merkezi (MEDAR) tarafından düzenlenen “Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansları”nın beşincisi, Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezinde yapıldı.
Konferans kapsamında Medeniyetler İttifakı Türkiye Ulusal Eşgüdüm Kurulu Başkanı, Başbakan Başmüşaviri Prof. Dr. Bekir KARLIDAĞ, Prof. Dr. Kenan GÜRSOY ile Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı M. Ergün TURAN’ın konuşmacı olarak yer aldığı "İnsan, şehir ve medeniyet" konulu oturum gerçekleştirildi.

Oturumda şehir ve medeniyet gibi iki büyük ve önemli kavramın anlatmasının ne kadar güç ve zor olduğunu aktaran Turan, “Şehirler, medeniyetlerin iniş ve çıkışlarına göre şekillenirken bu durumdan içinde yaşayanların yaşam biçimleri de doğrudan etkilenmektedir. Bunu şehirdeki mekân, mimari ve fiziki dokudan anlayabiliriz.  Yani bir şehrin fiziki dokusu şüphesiz insan dokusunu da yansıtmaktadır.  Ayrıca bu doku İnsanların sadece ruhunu değil, geleceğini ve inanç dünyasını da etkileyebilmektedir.” dedi.
Şehirlerimizde asırlar içinde birikmiş mirasları koruyarak ve onları rehabilite etmeye özen gösterip, şehirle gönül bağı kuracak yerleşim alanları oluşturulmasını vurgulayan Turan “Çünkü şehirler nesillerin gelecek tasavvurunu belirler.” diye konuştu.

TOKİ Başkanı Turan şöyle devam etti:
 “Günümüzde dünyada yaşam kalitesinin iyileştirilmesi yolunda önemli çabalar sarf edilmektedir. Buna rağmen insanlarının büyük bir kısmı sağlıksız, köhnemiş veya afet riski yüksek alanlarda yaşamaktadır. Hızlı kentleşme, çarpık ve kaçak yapılar, nüfus artışı, deprem riski, göçler ve gecekondulaşma şehirler için büyük bir problemdir. Bugün Türkiye’nin nüfusu 80 milyona ulaşmıştır. Yaklaşık 23 milyon civarında konut vardır. Nüfus artışına paralel olarak her yıl 600-700 bin civarında yeni konut üretilmektedir.  Türkiye’de konut ihtiyacı nüfus artışı, yenileme, göçler ve kentsel dönüşümden kaynaklanmaktadır. Kentleşme oranı ise yüksek olup 2023’de %90’lar düzeyine ulaşacağı öngörülmektedir.”

Türkiye’de her yıl yaklaşık 600-700 bin konutun, TOKİ, özel sektör; küçük ve büyük inşaat şirketleri tarafından üretildiğini belirten Turan, medeniyet, şehir, nüfus ve konut ilişkisi içinde TOKİ’nin nasıl bir yapı ve ne tür bir model uyguladığını anlattı.

“TOKİ, 33 yıllık geçmişi olan, doğrudan Başbakanlığa bağlı bir kamu idaresidir. Ülkemizde sosyal konut ve sosyal donatı yapımı konusunda son 14 yılda büyük bir başarı kaydedilmiştir.  Bu atılım içinde TOKİ; Kanunla tanımlanmış güçlü yetkilere, hızla organize olabilme imkânı sağlayan teknik ve idari kabiliyeti yüksek, dinamik bir altyapıya kavuşturulmuştur. Örneğin, Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesinde meydana gelen büyük bir deprem sonrasında Van ilinde yaklaşık 15 bin bina yıkılmış veya hasar görmüştür. TOKİ Türkiye genelindeki diğer konut üretimlerine ilave olarak eş zamanlı,  17 bin kalıcı konutu 1 yıl içinde ihale etmiş, tamamlamış ve depremzedelere teslim etmiştir.”

Bir yılda 64 bin konut, 2023 yılında 1 milyon 200 bin konut
TOKİ’nin 14 yıl içinde 770 bin sosyal konut üreten bir model olduğunu söyleyen Turan; “TOKİ 14 yılda yaklaşık 140 Milyar yatırım yapmıştır. Bu yatırımın tamamını kendi modeli ile sağlamış ve devletin bütçesinden nakdi bir pay almamıştır. TOKİ’nin ortalama yıllık üretim kapasitesi 45-50 bin birim konuttur. 2016 yılında ise bu rakamın üstüne çıkılmış; 64 bin yeni konutun inşaatını başlatmıştır.  Bu yıl hedefimiz ise 65-70 bin konutun inşaatına başlamaktır. Dolayısıyla, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında 1 milyon 200 bin konut rakamına ulaşılmış olacaktır.”

TOKİ modelinin 4 temel parametresi: Liderlik ve Kararlılık, Siyasi ve Ekonomik İstikrar, Yetkilendirme ve Finansman
Türkiye’deki siyasi irade, ihtiyaç sahibi düşük ve orta gelir grubu vatandaşların konut edinmesini önemsemiş ve bu doğrultuda bir “konut seferberliği” başlatıldığına değinen Turan, “Bu kapsamda, yıllar itibariyle konut üretimi hedefleri somut olarak tanımlanmıştır. Ülkenin siyasi istikrarı ve geleceğe yönelik siyasi endişelerin azalması, enflasyonun belirli düzeyde ve stabil hale gelmesi, piyasa ortamının oluşturulması, gerekli reformların yapılması, modelin başarısı açısından önemlidir. TOKİ, bu konuda uygun çözümler üretebilmiştir. Başbakana doğrudan bağlanarak bürokrasiden daha az etkilenen bir kurum haline gelmiştir. TOKİ, kısıtlı kamu kaynakları karşısında yaratıcı yeni finansal modelleri hayata geçirerek, adeta “kendi kaynağını kendisi üreten” bir kamusal yapıya kavuşmuştur.” dedi.

Yatay mimari
Az katlı konut üretimini esas alan yatay mimari yapılaşmaya ağırlık verdiklerini ifade eden Turan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Yaklaşık 3 yıl içinde, Anadolu’nun farklı şehirlerinde, yüksek kalitede, bahsettiğim üretim felsefesini yansıtan 120 bin konutu projelendirdik. Bunların bir kısmı hayata geçti, bir kısmı da yapım aşamasındadır.”

Kentsel dönüşümden kar etmiyoruz

Mahalle kültürü ve mahalle dokusu
İnsan şehir medeniyet ilişkisini yakından ilgilendiren ve ülkemiz için en kritik olan alanlardan birinin de Kentsel Dönüşüm olduğunu söyleyen Turan, “Kentsel dönüşümde sorunun kaynağının; yoğun nüfus artışı, kontrolsüz göç ve plansız gelişme gibi pek çok zincirleme faktörün ortaya çıkardığı sağlıksız kentleşme olduğunu biliyoruz. TOKİ olarak şu anda yerel yönetimlerimizle birlikte 54 şehir, 121 ilçede 187 kentsel dönüşüm projesini hayata geçiriyoruz. Şüphe olmasın ki bu projelerde insan ve şehre dair hassasiyetlerimizi tümüyle yansıtmaya çalışıyoruz. TOKİ olarak Kentsel dönüşümden kar etmiyoruz, kolaylaştırıcı çözümlerle vatandaşlarımızı destekliyor ve gerektiğinde de süreci sübvanse ediyoruz. Kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulan bölgelerde mevcut hak sahipleri genellikle gecekondu ve az katlı konut alanlarında yaşıyor. Bu nedenle, kentsel dönüşüm projelerimizi geliştirirken, vatandaşlarımızı zaruri olmadıkça bulundukları çevreden koparmıyoruz.  Çevre düzenlemeleri ve donatılarıyla, çocuktan yaşlıya her kesimin sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek ve aynı zamanda yaşadıkları kentten soyutlanmayacakları projeler tercih edilmelidir. Bu aşamada tasarım da önemli bir rol oynamaktadır.   TOKİ olarak son 3 yıldır bu konuda ciddi adımlar attık. Konuşmamın başında kısaca değindiğim gibi; projelerde geleneksel şehir kültürümüzde olduğu gibi toplumun farklı kesimlerini kaynaştırarak sosyal bütünleşmeyi destekleyen projeler geliştiriyoruz… Semt sakinlerinin ve esnafın iç içe olduğu, “mahalle kültürü” ve “mahalle dokusu” kavramlarının öne çıktığı yaşam alanlarını tasarlamaya özen gösteriyoruz.” dedi.

Sözlerini bir hatırlatma ile tamamlayan Turan, “Şehrin, tabiatı dışında olanı kabul etmediğini, her daim tecrübe ediyoruz. İnsan, önünden şehirlerin geçtiği bir aynadır” diyor Niyazî Mısrî bu kıymetli sözü hatırlayarak, aynada güzel şehirler görmek için verdiğimiz samimi çabanın kesintisiz süreceğini belirtmek isterim.”